Aylardır ilân edilen Musul harekâtı geçtiğimiz hafta başladı.

Koalisyon güçleri adı altında neredeyse 72 milletten asker bu operasyona destek veriyor.

Aylardır ilân edilen Musul harekâtı geçtiğimiz hafta başladı.

Koalisyon güçleri adı altında neredeyse 72 milletten asker bu operasyona destek veriyor.

Fakat Irak'la 350 km hududu bulunan, 30 yıldır bölgeden terör ihracına maruz kalan ve 500 yıl Musul'u barış ve huzur içinde yönetmişken, Lozan'da bin bir türlü üçkâğıtla elinden gasp edilen Türkiye'yi, Musul harekâtında istemiyorlar.

Niye?

Türkiye işin içinde olduğu takdirde Musul'un kadim Sünni yapısını değiştiremeyecekler.

Demografik yapısına müdahale edemeyecekler.

Petrol paylaşımını rahat yapamayacaklar.

Musul'u, İran ve ABD güdümündeki bir Şii şehrine dönüştüremeyecekler.

Dertleri bu!..

İki yıl önce tek kurşun atmadan Musul'u, DEAŞ'a terk ederlerken bugünlerin planlarını yapmadıklarını mı sanıyorsunuz?

Cinayet şebekesi DEAŞ'ı icat edenler de,

DEAŞ'ın önünü açıp “İslami terör” kavramını ortaya atanlar da,

“Vahşi Müslümanlar” algısı oluşturanlar da,

DEAŞ eliyle saha temizliği yaptıktan sonra güya bölgeyi DEAŞ'tan kurtaranlar da bunlar!..

Cumhurbaşkanımız'ın dediği gibi oyun çok büyük..

İzzet ve şeref fukarası Irak Başbakanı İbadi'nin efendileri girdiği yere zulüm, gözyaşı, felaket götürürken, Türkiye girdiği yere barış, huzur, istikrar götürüyor.

Buyurun Cerablus..

Türkiye, Cerablus operasyonuna başlamadan önce bölgenin nüfusu 2 bine kadar düşmüşken şu anda 40 bin kişi evlerine, yurtlarına dönmüş vaziyette.

Türkiye sayesinde Cerablus'a barış ve huzur geldi.

İstiyorlar ki, Musul'a huzur ve istikrar gelmesin.

Gelmesin ki, petrolünü rahatça sömürmeye devam etsinler.

İran gözü dönmüş şekilde bölgeyi Şiirleştirmeğe devam etsin.

Tarih boyunca da bu hep böyle oldu.

Cennetmekân Yavuz Sultan Selim, Çaldıran'da bunlara haddini bildirmişti.

Çok değil henüz beş yıl öncelerde bütün dünya İran'ı ambargo ile boğmak istediğinde, egemen güçleri karşısına alma pahasına İran'a arka çıkan Türkiye'ydi.

Bugün aynı İran, on yıllardır “Büyük şeytan” dediği ABD ile kolkola girip, Türkiye'yi, bölgede denklem dışında bırakmak için her türlü alçak siyaseti uyguluyor.

Tabi ne kadar ikiyüzlü ve güvenilmez olduğunu bir kere daha ortaya koymuş oluyor.

Evet, İngiliz aklı ve ABD eliyle yürürlüğe sokulan Musul senaryosunda Batının hedefi petrol hâkimiyetini pekiştirmek,

İran'ın hedefi bölgeyi şiileştirmek,

Irak'ın hedefi de figüran rolünü en iyi şekilde oynayarak efendilerinden kemik kapmaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Musul meselesinde B ve C plânlarının da hazır olduğunu ifade etmesi, Türkiye'nin oynanmak istenen oyunu gördüğünün işaretidir.

Musul'u, ziyafet çekecek bir sofra gibi görüp üşüşen çakalların yarın birbirlerine düşmesi de kuvvetle muhtemeldir.

Bekleyip görelim.

Selam ve dua ile..

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)